|
Görecelik kuramı çürüyormu ? |
|
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 22 Aralık 2008 |
Okan Üniv. Öğretim Üyesi Prof. Tolga Yarman" ışıktan daha
hızlı yayılabilen bir manyetik alan bulduklarını, bu keşfin Einstein’ın
“ışık hızı” teorisiyle çeliştiğini söyledi "
Okan
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Tolga Yarman, bir süredir, çağdaş atom
kuramı ile, Einstein'ın Görecelik Kuramı'nın sonuçlarını birbirine
bağlamaya çalışıyordu. Bu çerçevede, "uzay", "zaman" ve
"kütlenin" bir ve yalnızca bir biçimde yapılanması gerektiğini ortaya
koydu. Prof. Yarman bu çerçevede, ancak, Einstein'ın Genel Görecelik
(Yerçekimi) Kuramı'nın sonuçlarına, Büyük Usta'nın izlediği yoldan
bambaşka bir yoldan (enerji korunumdan hareketle) ulaşıyordu. Farklı
farklı yollardan elde edilen sonuçlar, ölçüm aletlerinin yettiği
kadarıyla hemen hemen aynıydı, ama, "tam eşit" değildi. Örneğin Prof.
Dr. Yarman'a göre, kara delikler yoktu. Bu ilginç durum, 1999'da
Fransız NASA'sının (ONERA) dikkatini çekti. Hem Einstein'ın, hem
Yarman'ın sonuçlarının geçerli sayılması, mümkün görünmüyordu. ONERA
Araştırıcıları, aradaki küçük farkı ölçmek üzere, kolları sıvadılar,
ama eldeki aletlerin duyarlılığı, söz konusu sapmayı seçmeye, yetmedi.
ONERA, Prof. Yarman'dan, ilk elde akla gelenlerden başka deneyler,
düşünmesini, istedi. Prof. Yarman sonunda, Prof. Metin Arık ve Prof.
Vladislav Rozanov ile 2007'de Moskova'da gerçekleşen Physical
Interpretations of Relativity Theory, Konferansı'na, aradaki farkı
çarpıcı biçimde sergileyebilecek, öngörüler sundu. Yarman-Arık-Rozanov
öngörüsüne göre, dönen bir tepsinin ucuna yerleştirilmiş olacak,
örneğin nükleer bir saat, Einstein'ın Çağdaş Yerçekimi Anlayışı'nın ve
Evren Davranışbilimi'nin temeli sayılan öngörüsünün, işaret ettiği
katsayı kadar değil, bunun, yaklaşık iki katı kadar geri kalmak
durumunda olmalıydı. Dahası, gerçekten eğer öyleyse, Einstein'ın,
"yerçekimi etkisi" ile "ivmesel etkinin" aynı olduklarına dair, temel
varsayımına ihtiyaç kalmayacaktı... Bu bir tarafa, O'nun vazettiği
şekliyle, bu varsayım, enerji korunumu yasasını, ihlal ediyor olacaktı.
Bu olgu son toplamda, biliniyor olsa da, enerji korunumu yasasının mı,
yoksa Einstein'ın temel varsayımının mı, esas olarak, doğayla barışık
olduğu, bir sorunsal olmaya devam ediyordu.
|
|
ELEKTROMAĞNETİK DALGALARI KULLANAN SİSTEMLER |
|
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Televizyon Yayınları
Elektromağnetik dalgalara bağlı olan sistemler, bilgi
aktarımıyla ilgili olanlar ve enerji aktarımı ile ilgili olanlar şeklinde ikiye
ayrılır. Bunlardan ilk kategoriye giren televizyonu inceleyelim.
Televizyon yayınlarının başlangıcı 1930’lu yıllara kadar
uzanır. Bu tarihlerde, resimler ilk defa mekanik yollarla elektrik sinyalleri
haline dönüştürülüp, radyo dalgaları ile yayınlanmış ve hareketli resimler elde
edilmiştir. İlk resmi TV yayınları İngiltere BBC tarafından başlatılmıştır. II.
Dünya Savaşı yüzünden bir süre canlılığını kaybeden TV araştırmaları, savaşın
bitmesi ile tekrar hızlanmış ve elektronik taramalı, bugün kullandığımız teknikle
çalışan TV sistemleri Avrupa’da ve özellikle ABD’de kısa bir sürede
yaygınlaşmıştır.
|
|
ELEKTROMAĞNETİK DALGALARIN GÜCÜ VE ALAN ŞİDDETİ |
|
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Elektromağnetik Dalgaların Gücü
güç bir enerji birimidir. Bu gücü elektromağnetik dalga
halinde, diğer bir deyimle elektromağnetik enerji halinde uzaya ışınlar.
Elektromağnetik enerji belirli bir hızla yayınmaktadır. Bir anteni nokta
şeklindeki bir güç kaynağı olarak düşünürsek yarattığı elektromağnetik dalgalar
küresel olarak etrafa yayılır. Antenden çıkan güç Pv olsun. D yarıçapındaki bir
küresel yüzeyden dışarı çıkan güç yoğunluğu;
|
|
ELEKTROMAĞNETİK DALGALARIN FREKANSINA GÖRE YAYINIM ÖZELLİKLERİ |
|
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Çok Uzun Dalgaların (VLF) Yayınımı
Bunlar 150 kHz’in altında frekanslı yani 2000 m’den uzun olan
dalgalardır. Bunların yer dalgası, yüzey dalgasının zayıflamasının küçük oluşu
dolayısıyla, çok uzak mesafelere kadar erişebilir. (>1000 km) su içerisinde
de yayına bildiğinden özellikle denizatlılarla haberleşmede kullanılır.
KAYNAKLAR
1. ERK Ş., Fizik Ders Notları, İstanbul Üniversitesi Fen
Fakültesi Yayınları, İstanbul 1989
2. SCHAİM U., CROSS J., DODGE J., WALTER J., PSSC Fizik,
Milli Eğitim Yayınları, İstanbul 1985
3. ÖZKAN, T., Mikrodalga, Milli Eğitim Yayınları, İstanbul,
1983
4. JAUNCEY G., Modern Fizik, İstanbul Teknik Üniversitesi
Yayınları, İstanbul 1949
5. YENİÇAY F. Optik Dersleri, İstanbul Üniversitesi
Yayınları, İstanbul 1944
|
|
Elektromağnetik Dalganın Uzayda yayınım Yolları ve Dalga Türleri |
|
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Elektromağnetik Dalganın Uzayda Yayınımı
Elektromağnetik dalganın uzayda yayınımını daha iyi
tanımlayabilmek için, önce yerin ve boşluğun yapısını tanımak gerekir. Yeryüzü
ne taö bir iletken ne de tam bir yalıtkandır. İletkenlik derecesi yerin yapısına,
nemine ve yeraltındaki madenlere göre değişmektedir. Elektromağnetik dalganın
ayrıca yayınımı dalga frekansına göre de değişmektedir.
Boşlukta ise daha değişik durumlar etkinlik göstermektedir.
Yeryüzünden yükseldikçe atmosfer gazlarının iyonize olması nedeniyle bir takım
hava tabakaları yaratmaktadır. İyonlaşmanın çok olduğu tabakaya iyonosfer
denmektedir.
Yayınlanan elektromağnetik dalgalar geliş açısına ve
frekansına göre bu hava tabakalarından ya yansıyarak tekrar yeryüzüne dönmekte
ya da yoluna devam etmektedir. |
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Elektromağnetik dalga büyüklükleri arasındaki bağıntıları
gösteren denklemelere Maxwell denklemleri adı verilmektedir.
Maxwell denklemleri de şu iki temel kurala dayanmaktadır.
1. Zamana göre değişen elektrik alanı bir mağnetik
alan yaratmaktadır.
2. Zamana göre değişen mağnetik alan bir elektrik
alanı yaratmaktadır.
Maxwell dalga denklemeleri, elektromağnetik dalganın iki
bileşeni olan E elektriksel alanı ve H mağnetik alanı arasındaki bağıntıları
şöyle göstermektedir:
| |
Son Güncelleme ( Pazartesi, 01 Aralık 2008 )
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Zamanla değişen bir mağnetik alan;
ile
belirlenen E elektrik alanını meydana getirir.
Buna benzer olarak zamanla değişen elektrik akımının veya
elektrik alanında bir mağnetik alan oluşturabileceği düşünülebilir.
| |
Son Güncelleme ( Pazartesi, 01 Aralık 2008 )
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 01 Aralık 2008 | |
Tristör tanımının dışında kalan bazı tristörler
bulunmaktadır.Bunların bazı özellikleri normal tristörlerdekine benzemekle
beraber yeni yetenekler eklenmiştir. Bunlar iki yönlü iletebilme veya tıkama
, ters kapı akımıyla tıkamaya sokulabilme , ışıkla iletime
geçirilebilme gibi özelliklerdir.
|
|
|
Yazar fizik
| |
Çarşamba, 26 Kasım 2008 | |
Bir eksen etrafında dönen bir cisim düşünelim,Örneğin şekildeki gibi; bu dönen şeklin dönme
ekseni ve kuvvetin uygulandığı nokta
arasındaki dikme ile kuvvetin çarpımıdır. | |
Son Güncelleme ( Çarşamba, 26 Kasım 2008 )
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 24 Kasım 2008 | |
Kapsamları ve uygulamaları tümüyle farklı
olan tanı ve tedavi, kısa sürede ayrı disiplinler haline gelmiş ve Radyolojinin
tanı ile ilgili dalına Diyagnostik Radyoloji, tedavi ile ilgili dalına ise
Radyoterapi adı verilmiştir. Kullandıkları enerjilerin benzer fiziksel ve
biyolojik etkilere sahip olmaları nedeni ile başlangıçta bir başlık altında
toplanmış bu iki dal arasında uygulamada hiçbir ilişki yoktur. Kanser
tedavisinin temel yöntemlerinden biri olan radyoterapi, dünyada olduğu gibi
ülkemizde de Radyasyon Onkolojisi adı ile ayrı bir anabilim dalıdır.
Radyoterapinin Radyasyon Onkolojisi adı altında ayrı bir uzmanlık dalı
olmasıyla, Radyoloji sözcüğü artık radyolojinin tanı dalının karşılığı olarak
kullanılmaktadır. |
| |
X ' Işınlarının Bulunuşu ve Tarihçesi |
|
|
|
|
Yazar fizik
| |
Pazartesi, 24 Kasım 2008 | |
Günümüz görüntüleme
yöntemlerinin temelini oluşturan ve tıp biliminde yeni bir çağ açan X-ışınları.
1895 yılında Alman Fizik Profesörü Wilhelm Conrad Röntgen tarafından
keşfedilmiştir. W. C. Röntgen 1845 yılında Almanya'nın Köln şehri
yakınlarındaki Remscheid'te doğmuştur. Yirmi yaşında Zürih'teki Eldgenösische
Teknik Yüksek Okulu'na kabul edilmiş, burada termodinamiğin babası sayılan
Clausius ve Prof. Kundt'un fizik derslerine katılmıştır. 1868 yılında bu
okuldan Makine Mühendisliği diploması alan Röntgen, 1874'te Strasbourg Kalser
Wllhelm Üniversitesi'ne geçerek Doçent, 1879'da ise Glessen Hessian
Üniversitesi'ne atanarak Fizik Profesörü olmuştur. 1888 yılında Würzburg
Üniversitesi'ne geçen Röntgen, X-ışınlarını 8 Kasım 1895'te bu Üniversitede
çalışırken bulmuştur. 0 tarihte Röntgen; bir Crooks tüpünü İndüksiyon bobinine
bağlayarak, tüpten yüksek gerilimli elektrik akımı geçirdiğinde, tüpten
oldukça uzakta durmakta olan cam bir kavanoz içindeki baryumlu platinsiyanür
kristallerinde bir takım pırıltıların oluştuğunu gözlemiş; bu tür pırıltılara
neden olan ışınlara, o ana kadar bilinmemesinden dolayı "X-ışınları"
adını vermiştir. Tüpten yüksek gerilimli akım geçirildiğinde karşısındaki
ekranda parıldamalar oluşturan ışınların değişik cisimleri, farklı derecelerde
geçebildiği, kurşun plaklar tarafından ise tutulduğunu gözleyen Röntgen,
eliyle tuttuğu kurşun levhaların ekrandaki gölgesini incelerken kendi parmak
kemiklerinin gölgelerini de fark etti. Bu olay üzerine, içinde fotoğraf plağı
bulunan bir kasetin üzerine karsının elini yerleştirerek parmak kemiklerinin ve
yüzüğünün görüntüsünü elde etmiştir. Röntgen, tespitlerini ve bu yöntemle elde
ettiği görüntüleri ilk olarak 28 Aralık 1895'te Würtzburg Fiziksel Tıp
Demeği'nde sunmuş, bu buluşla birlikte aynı yıl içinde günümüzdekilerle
kıyaslanamayacak ölçüde basit ilk röntgen cihazları imal edilmeye başlanmıştır. |
|
|